Returnal İncelemesi: Döngüyü Kırın…

0 12

Edge of Tomarrow filmini izlediniz mi? Hah, işte Returnal tam olarak oradaki Tom Cruise’un kadın versiyonunun yaşadığı maceraların “daha çok” bilim kurgu ve korku teması ile harmanlanmış hali. “Filmi izleyenlerin, “daha ne kadar olabilir?” dediğini duyar gibiyiz. Tabii konsept biraz daha farklı. Edge of Tomarrow’un Alien ve Prometheus ile karıştırılarak servis edilmiş hali diye de özetleyebileceğimiz Returnal’da uzaydasınız, yalnızsınız ve ölüp ölüp diriliyorsunuz. Hani oyunun zorluğunu ifade etmek için kullanmıyoruz “ölüp ölüp dirilme” deyimini. Oyun tamamen bunun üzerine kurulu. Elbette siz fark yaratıp tek seferde bu döngüyü kırabilirseniz, o zaman başka.

Evet efendim, Returnal’da ana karakterimiz Selene. Astra adı verilen bir uzay araştırma birliğinin üyesiyiz ve yolculuğumuz sırasında bir gezegenden yardım çağrısı alıyoruz. İnmememiz gerektiğini adeta bile bile yardım çağrısına kulak veriyor ve gezegene iniş yapıyoruz, ancak iniş sırasında işler istediğimiz gibi gitmiyor ve mekiğimiz tamamen parçalanıyor.

Elbette indiğimiz gezegen Atropos pek normal değil. Sürekli şekil değiştiriyor ve bizi içine hapsediyor. Burada tek başına mahsur kalan Selene, hayatta kalmak için antik medeniyetin kıraç topraklarını araştırmak ve canını dişine takarak mücadele etmek zorunda. Siz ise yeniden ayağa kalkma cesaretini göstermek durumundasınız. Tabii ki yılmazsanız.

Hayır, Returnal’ın zorluk seviyesi yüksek değil, zorluk seviyesi yok. Returnal bir Rougelike türü aksiyon / macera oyunu. Yani bunun anlamı sinirlerinizi zorluğuyla değil, sabrıyla sınıyor. Bir diğer anlamı ise kimileri için çok ZOR.

Kulağa Soulslike gibi gelse de ve zorluk konusunda benzeşseler de aslında Rougelike ve Soulslike birbirinden ayrılıyor. Bilmeyenleri için kısaca Rougelike’ı da açıklayalım. Bu tür aslında eski, temeli 80’li yıllara dayanıyor.  Tıpkı Returnal’da da işlendiği gibi ana karakter rastgele yaratılmış koridorlarla birbirine bağlı odaları içeren haritalara atılıyor ve karakter öldü mü oyun bitiyor, baştan başlıyorsunuz.

Şimdi yavaş yavaş oyunun işleyişine, mekaniklerine ve içerdiği öğelere bakalım ancak geçmeden önce Returnal’ın PlayStation 5 için geliştirilen ilk PS5 Exclusive oyunu olduğunu da söyleyelim. Bunun anlamı, konsolun tüm nimetlerinden faydalandığı ve yazının ilerleyen kısımlarında bahsedeceğimiz DualSense ile 3D Tempest ses teknolojilerinden yararlandığı.

Evet, Returnal’da Edge of Tomarrow‘da olduğu gibi her gün aynı günü bir kez daha yaşamıyoruz belki ancak her öldüğümüzde baştan başlıyoruz. Aslında benzer şeyler. Her defa öldüğümüzde hikaye örgüsüyle ilgili yeni bilgiler öğreniyor ve oyun sırasında kazandığımız bazı materyalleri kaybetsek de, farklı yetenekler ve daha iyisi “ne yapsam bu bölümü geçebilirim” konusunda tecrübe kazanıyoruz. İşte oyun bu noktada biraz şaşırtıcı davranabiliyor zira her uyandığınızda harita konumu değişmiş yeni bir gezegene doğruluyorsunuz. Bu noktada oyunun dünyasının bulmaca benzeri bir yapısı olduğundan söz edebiliriz. Oyunun döngüsünü keyifli hale getiren ve baştan başlama isteğini körükleyen kısım da zaten bu dinamik yapı.

Bu heyecanı yaratan bir diğer unsur ise silah kullanma mekanikleri, dövüş sistemi ve düşman yaratıkların aksiyonu had safhada tutma becerisi. Gerçekten bu anlamda saf aksiyon sunduğunu söyleyebiliriz Returnal’ın. Tam bir AAA yapımı olmuş.

Returnal’da 6 farklı bölge bulunuyor ve bu bölgelere biyom adı veriliyor. Her biyomun kendine ait bir çehresi ve düşmanları var. Mesela ilk biyom yağmur ormanıyken, sonraki biyomlarda çöl ile çorak topraklar, kar teması gibi farklı konseptler işlenmiş.

Oyunun hikaye anlatımı ilgi çekici olurken, atmosferi ise bilhassa güçlü. Tüm bu işleyiş güzel bir şekilde oyuna katılmış. Her döngüde hem hikayeye hem Atropos’a hem de kendinize dair yeni bilgiler öğreniyorsunuz, yeni silahlar keşfediyor, yeni özel yetenekler elde ediyorsunuz. Bunların bazılarını öldüğünüzde kaybediyorken, bazıları ise yanınızda kalıyor.

Ancak her 2 durumda da, kullanmayı öğreneceğiniz teleport küreleri vasıtasıyla doğrudan boss’a gitmemenizi tavsiye ederiz, zira her bir döngüde Selene’nin tecrübesini bir kez daha kazanması, güçlü silahlar bulması, çevreden topladıklarıyla özelliklerini upgrade etmesi ve gerekiyorsa üzerine çeşitli parazitler yerleştirerek bazı yeteneklerini köreltmeyi kabul etmesi gerekiyor. Ve tabii ki bol bol dövüşmesi, yaratıkları tepelemesi de öyle. Bu sayede tecrübe kazanmasının yanı sıra adrenalin puanı da elde ediyor ve kullandığı silahların performansı artıyor. Tabii direk sonuca gitmek isteyebilirsiniz de. Ama boss sizi bir güzel tepeleyip de bir kez daha mekiğin yanında uyandığınızda bozuşmak yok.

Elbette ne kadar harita değişse de, oyun yapısı eğlenceli olsa da, Returnal’ın özellikle bu tip Rougelike türü oyunlarını seven niş bir kitleye hitap ettiğini söylemek mümkün. Aksi halde bir süre sonra usanıp bırakabilirsiniz. Ancak bu süre, eğer bu oyun PlayStation 4 ya da PC platformuna çıksaydı daha kısa olabilirdi. Süreyi uzatan şey, oyundan alınan keyfi artıran anahtar ise kuşkusuz DualSense ve 3D Tempest ses teknolojisi olmuş.

DualSense‘in uyarlanabilir tetiklerinin daha önceki oyunlarda da kullanıldığını görmüştük, ancak safkan PS5 için geliştirilen oyunlarda daha farklı özelliklerin katıldığına tanıklık edeceğiz anlaşılan. Zira Returnal’da DualSense tetikleri sadece size dokunsal geri bildirim sağlamakla kalmıyor, farklı silah modlarını aktifleştirme olanağı da tanıyor. Mesela sol tetik tuşu olan L2’ye hafif dokunursanız, normal hedefleme modunu açıyorsunuz. Ancak eğer bu tuşa sonuna kadar basarsanız, o halde ikincil atış modunu açıyorsunuz ve böylece oyunun heyecanı artıyor ve buna bağlı olarak görsel şölen de öyle. Gerçekten çok başarılı bir iş oldu şu DualSense, hani PlayStation 5 tabii ki güçlü olacaktı, ancak Sony, özellikle DualSense ile bu yeni nesil konsolu farklı bir yapıya büründürdü demek mümkün.

Öte yandan PS5’in gücünü de yabana atmamak lazım pek tabii. Oyunun yapımcı ekibi Housemarque, PS5’te 60FPS HDR deneyimi için özel olarak çalışmış. Returnal’dan en iyi deneyimi 4K OLED HDR ekranlarda, PS5’inizin HDR ayarlarını kalibre ederek elde edebileceğiniz de söyleyelim. Ayrıca oyun yükleme süreleri inanılmaz hızlı durumda. Benzer konuyu şu an oynamakta olduğumuz Resident Evil Village’ta da gördük. Zaten bundan da Resident Evil Village incelemesinde yine bahsedeceğiz.

Evet, grafikler şahane, atmosfer sürekli diri tutacak ölçüde gergin, dövüş mekanikleri tıkır tıkır işliyor. Peki, sesler nasıl? Tam burada Sony’nin PS5 ile hayatımıza soktuğu 3D Tempest ses teknolojisinden bahsetmek lazım.

Returnal’ı kısa bir süre önce incelediğimiz PS5 PULSE 3D Wireless kulaklık ile oynama şansımız oldu. O incelemede de söylediğimiz gibi PULSE 3D Wireless ve 3D Tempest ses teknolojisinin faydasını yeni oyunlar çıktıkça daha fazla görebileceğiz. Bunun en iyi örneğini Returnal’da gördük. Kaza yapan geminizin kalıntılarına çarpan yağmur damlalarının sesinden, etrafınızdaki düşmanların önünüzde ya da arkanızda olduğuna dair tam konumu belirlemenize kadar 3D ses size Atropos gezegeninin atmosferini şahane şekilde yansıtıyor. Büyük keyif verdiğini net olarak söyleyebiliriz.

Son olarak Returnal’daki mücadelenizin yalnızca döngüyü kırmak üzerine değil, günlük mücadele / Challenge’larla diğer oyunculara karşı üstünlük kurmak üzerine de aynı zamanda. Bunu da artık kendiniz keşfedersiniz.

Sonuç

Sonuç olarak Returnal fazlasıyla keyifli bir yapım olmuş, ancak dediğimiz gibi herkese göre bir oyun kesinlikle değil. Özellikle sabırsız ve ne olursa olsun başa dönmeyi seven biri değilseniz, yani Soulslike ve Rougelike türü oyunlarını sevmiyorsanız sizin kaleminiz değil. Eğer bu türde bir oyunu AAA formatında deneyimlemek istiyorsanız ise daha iyisini bulmanız şimdilik zor. Fakat fiyatı üzüyor. Şu an Returnal’ın standart sürümü 610 TL, Digital Deluxe Edition ise 699 TL.

CHIP Online Notu %83

KÜNYE

  • Yayıncı: Sony Interactive Entertainment
  • Geliştirici: Housemarque
  • Tür: Aksiyon / Macera
  • Platform: PlayStation 5
  • Web: playstation.com
Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.